<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>günahkarın alameti &#8211; Tam İlmihal | Mektubat</title>
	<atom:link href="http://dinikitablar.com/konu/gunahkarin-alameti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://dinikitablar.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Oct 2016 19:10:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>en-US</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7</generator>
	<item>
		<title>Menâkıb-ı Çihâr Yâr-i Güzîn Sayfa 355</title>
		<link>http://dinikitablar.com/menakib-i-cihar-yar-i-guzin-sayfa-355/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Hilmi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jul 2012 03:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Altıncı Bâb: Alî ibni Ebî Tâlib "radıyallahü teâlâ anh" menâkıbı hakkındadır]]></category>
		<category><![CDATA[bahtlı olmak için]]></category>
		<category><![CDATA[bedbahtın alameti]]></category>
		<category><![CDATA[facirin alameti]]></category>
		<category><![CDATA[fasıkın alameti]]></category>
		<category><![CDATA[günahkarın alameti]]></category>
		<category><![CDATA[iyi işleri olanın alameti]]></category>
		<category><![CDATA[kafirin alameti]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançların alaeti]]></category>
		<category><![CDATA[muhlis olanın alameti]]></category>
		<category><![CDATA[müminin alameti]]></category>
		<category><![CDATA[sabr edenlerin alameti]]></category>
		<category><![CDATA[sadık olanın alameti]]></category>
		<category><![CDATA[salih kulun alameti]]></category>
		<category><![CDATA[tevbe edenlerin alameti]]></category>
		<category><![CDATA[zalimin alameti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://dinikitablar.com/menakib-i-cihar-yar-i-guzin-sayfa-355/</guid>

					<description><![CDATA[Ondan sonra o ağaç, dibinden kuruyup, belirsiz oldu. (Şevâhid-ün nübüvve)den alınmışdır. Ellinci Menâkıb: Abdüllah ibni Abbâs “radıyallahü anhümâ” rivâyet buyurmuşdur. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, Hudeybiye gününde Mekke-i Mükerremeye doğru yola çıkdılar. Müslimânlar susadılar ve hiçbir yerde su bulunmadı. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Cuhfede konakladı. Buyurdu ki; (Müslimânlardan bir cemâ’at ile ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="ttr_start"></div><p style="text-align: justify;">Ondan sonra o ağaç, dibinden kuruyup, belirsiz oldu. <b>(Şevâhid-ün nübüvve)</b>den alınmışdır.</p>
<p style="text-align: justify;" align="justify"><b>Ellinci Menâkıb: </b>Abdüllah ibni Abbâs “radıyallahü anhümâ” rivâyet buyurmuşdur. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri, Hudeybiye gününde Mekke-i Mükerremeye doğru yola çıkdılar. Müslimânlar susadılar ve hiçbir yerde su bulunmadı. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Cuhfede konakladı. Buyurdu ki; <b>(Müslimânlardan bir cemâ’at ile falan kuyuya varıp, su kaplarını </b>[tulumları] <b>o kuyudan doldurup, bize getiren kimseye, Allahü teâlânın onu Cennetine koyması için kefîl olacağım.) </b>Bir kişi kalkdı, dedi ki: Yâ Resûlallah! Ben giderim. Onu sakalardan [suculardan] bir cemâ’at ile gönderdi. Seleme-tebni Ekvâ “radıyallahü teâlâ anh” der ki: Ben de onlar ile berâber idim. O kuyuya yakın geldik. O yerde ağaçlar var idi. O ağaçlardan ses işitdik. Hareketler gördük. Ateşsiz dumânlar meydâna geldi. Bizim üzerimize çok korku verdi. O ağaçlardan öteye geçmeğe kâdir olamadık. Geri dönüp, Resûlullahın “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” huzûruna geldik. Durumu arz eyledik. Buyurdular ki, (Onlar cinnîlerden bir cemâ’at idi. Sizi korkutdular. Eğer siz, korkmadan [emr edilen gibi] gitseydiniz, hiç zararları erişmezdi.) Bir kişi dahî onu işitdi. Yerinden kalkdı. Ben gideyim yâ Resûlallah, dedi. O da sucular ile gitdi. Bunlara da o hâl vâki’ oldu. Dönüp, Resûlullahın huzûruna geldiler. Yine buyurdular ki: (Eğer siz emr eylediğim gibi gitseydiniz, hiçbir zarar size erişmez idi.) Bu esnâda gece oldu. Eshâb-ı kirâm çok susadılar. Resûlullah hazretleri, Alî “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerini çağırtdı ve buyurdu ki: (Yâ Alî! Bu sakalar [sucular] cemâ’ati ile, sen var, o kuyudan su al, getir.) Seleme-tebni Ekvâ “radıyallahü teâlâ anh” der ki, dışarıya çıkdık. Tulumları arkamıza aldık. Kılınçlarımızı ellerimize aldık. Hazret-i Alî önümüzce yürürdü. O mekâna varınca, ki o sesler ve o hareketler açığa çıkdı. Biz de korkduk. Kendi kendimize dedik ki, hazret-i Alî de o iki kişi gibi geri dönse gerekdir. Alî “radıyallahü teâlâ anh” yüzünü bizden yana dönüp, buyurdu ki, benim ardımca yürüyünüz. Gördüklerinizden korkmayınız, onlardan ziyân erişmez. Sonra o ağaçların ortasına girdik. Hiç ateş yok iken, büyük ateşler çıkmağa başladı. Kesilmiş başlar ortaya çıkdı. Korkulu sesler çıkarırlar ki, aklları durduracak şeklde idi.</p>
<div class="ttr_end"></div>]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
