418

Terk-i hükmî; islâmiyyetin emr etdiği üzere, zekâtı minnet ile emr edilenlere vermek, sıla-ı rahm, komşu ve borç istiyenlere ve gayrinin hakkına riâyet ve malı isrâf etmemek ve onu lehv ve la’ba [oyun ve eğlenceye] ve zînete vesîle etmemekdir. 4/14.

Terk-i dünyâ lâzımdır. Bundan kurtuluş yokdur. Hakîkî terk müyesser olmazsa, hükmen terk mutlaka lâzımdır ki, kurtulmak ümmîd oluna. 4/14.

Teselsül, sonu gelmiyen işlerin birbirini ta’kib etmesine derler. 5/52.

● Tesavvuf, emrleri ve nehyleri yapmakda ferâhlık ve sürûr duymakdır. (Ebû Amr). 5/110 [Fâideli Bilgiler: 169, Cevâb Veremedi: 349.]

● Te’ayyünün ma’nâsı sudûrdur [hâsıl olmakdır]. 4/85

● Te’ayyün, gayb-i hüviyyet üzere i’tibâr olunup, bunun verâ’sında [ötesinde] te’ayyün yokdur. Seyr ve sülûk ve ma’rifet de yokdur. 4/110

● Te’ayyünât mertebeleri, zıllerin ve zuhûrların mertebeleridir. Bunun üstü, mertebe-i ıtlak-ı zât-ı teâlâdır. 4/183.

● Te’ayyün-i imkânî, şahsın te’ayyün-i vücûbîsinin ki, hakîkat-i insandır, zıllıdir. 6/2

● Te’ayyün-i evvel, te’ayyün-i hubbîdir. Mertebe-i ıtlakdan ve genc-i meknûndan [gizli hazîneden] ilk önce arsa-ı zuhûra gelip, müteayyin olan nesne hubdur. 4/113

● Te’ayyünât kâmilen [temâmen] te’ayyün-i evvel-i vücûdînin zımnında [altında] mündericdir [toplanmışdır.]. Te’ayyün-i ilmî-i zımnî ve te’ayyün-i ilmî-i tafsîlî, onun zımnındadır. 4/183.

● Te’ayyün-i evvel, sıfatları toplu ve tafsîlli olarak (içinde) toplıyan hakîkatdir ki, vücûd diye ismlendirilmişdir. Bu mertebe, te’ayyün-i vücûdî ve te’ayyün-i ilmî-i cümelîdir [kendinde toplamışdır]. 4/85

● Te’ayyün-i sânî, te’ayyün-i vücûdîdir. 4/183.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.