481

Fekat, ne yapalım ki, din câhilleri, din düşmanları meydâna çıkmışlar, cirit oynuyorlar. İslâmiyyete saldırmakda, birbirleri ile yarış ediyorlar. Bunlara cevâb verecek, erbâb-ı kemâlden bir kahraman görülmiyor. Din gidiyor. İslâmiyyet yıkılıyor. Rabbimize çok ve sonsuz şükrler olsun ki, bu hâlleri çok önceden gören ve üzülen, fekat söylemekden, yazmakdan mahrûm edilmiş olan derin bir din âlimini, bu ilmin mütehassısını görmekle şereflendik. Bu çok büyük ni’metinden, ihsânından dolayı, Rabbimize tekrâr tekrâr şükrler olsun! Vücûdümüzün her hücresi dile gelse, Rabbimizin bu ni’metinin şükrünün milyonda birini yapmış olamayız. O büyük din mütehassısının, ya’nî Seyyid Abdülhakîm Efendinin “rahmetullahi teâlâ aleyh” hikmet ve ma’rifet hazînesinden birkaç şey işitmeseydik, bu ulvî ve çok yüksek ve pek tehlükeli olan mevzû’da kitâblar yazmak şöyle dursun, ağzımızı açmağa bile cesâret edemezdik. Fekat, o kaynakdan sızanları, din kardeşlerimize iletmeği kendimize vazîfe, hattâ borç biliyoruz. (Fitne çıkıp, bid’atler yayıldığı zemân, doğruyu bilen söylesin! Söylemezse, Allahın, meleklerin ve bütün insanların la’neti ona olsun) hadîs-i şerîfinin tehdîdinden kurtulmak için, işitdiklerimizi, öğrendiklerimizi din kardeşlerimize bildirmek için çabalıyoruz. Cenâb-ı Hak, doğruyu yazmamızı ihsân buyursun! Okuyanlara te’sîr etmesini nasîb eylesin! Yapacağımız hatâları afv buyursun! Ümmet-i Muhammediyyeyi âhır zemân fitnelerinden muhâfaza buyursun!

Mezheblere bağlı hiçbir âlim, ictihâd derecesine yükselse bile, mezhebinin imâmının üsûl ve kavâ’idine, hiçbir zemân muhâlefet etmez. Bir mezhebin ilmlerini yayan âlimler, çeşidli derecelerde olurlar. Bunların birçoğu erbâb-ı tercîhdir. Mezheb imâmından gelen rivâyetlerin delîllerini inceliyerek, bunlardan birini tercîh ederler. Tercîh olunmıyan delîl red edilmiş değildir. Harac, meşakkat olduğu zemân, bunlarla da amel olunur. İmâmdan gelen rivâyetlerden birini tercîh etmek, imâma muhâlefet olmaz. Evzâ’î, Begavî ve Gazâlî de, imâm-ı Şâfi’î gibi “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în” müctehidlerdir. Birçok mes’elede ictihâdları, imâm-ı Şâfi’îye uygun olmuşdur. Câhiller bunları Şâfi’î mezhebinde sanıp, mezheb imâmına muhâlefet etdiler diyorlar. Zimahşerî (vefâtı 538 [m. 1144]) ise, Hanefî olmak şöyle dursun, Ehl-i sünnet bile değildir. Yetmişiki sapık fırkadan (Mu’tezile) fırkasındadır. Mu’tezilî olanların ibâdetleri, Hanefî mezhebine benzediği için, bunları hanefî zan ediyorlar. Dört halîfeden sonra, din bozuldu demek, bir din adamının değil, kitâb okumuş olan herkesin şaşacağı bir sözdür. Dinli dinsiz herkesin red edeceği bir şeydir.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.