415

Eshâb-ı kirâmın “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” hepsini büyük bilmek, hepsine hüsn-ı zan etmek, hepsinin sâlih ve âdil olduğuna inanmak, hiçbirine dil uzatmamak, düşmanlık etmemek ve bir kısmını sevdiği için, ötekileri fenâ bilmemek kat’î delîller ile bütün müslimânlara vâcibdir.

Allâme Sa’deddîn-i Teftâzânî “rahime-hullahü teâlâ”, (Şerh-i akâid) de diyor ki, (Eshâb-ı kirâmın “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” aralarındaki muhârebelerin dînî sebebleri vardır. Onlara dil uzatanların sözleri edille-i kat’iyyeye, ya’nî Kur’ân-ı kerîme ve hadîs-i şerîflere uygun değilse, kâfir olurlar. Uygun ise büyük günâha girerler. Bid’at sâhibi, ya’nî sapık olurlar.)

Mevâhib-i ledünniyyede, (Eshâbımın “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” ismini işitince, susunuz! Şânlarına yakışmıyan sözleri söylemeyiniz) hadîs-i şerîfi yazılıdır.

Eshâb-ı kirâmın “rıdvânullahi aleyhim ecma’în” şânlarına lâyık olmıyan sözleri söylemek, müslimânlara yakışmaz. Onların muhârebeleri kötü sebeblerle, aşağı düşüncelerle değildi. Onların rûhları ve nefsleri, insanların en iyisinin ve yükseğinin “sallallahü aleyhi ve sellem” huzûrunda bulunarak, derslerini ve nasîhatlarını dinliyerek temizlenmiş, nûrlanmış, kalblerinde kin ve geçimsizlik kalmamışdı. Her biri ictihâd makâmına yükselmiş olduğundan, kendi ictihâdlarına uygun hareket etmeleri lâzım ve vâcib idi. Ba’zı işlerde ictihâdları ayrılınca birbirlerine uymayıp, kendi ictihâdlarına uymaları doğru yol idi. Onların birbirlerine uymamaları da, uymaları gibi, hak üzere idi. Nefsin arzûsu değildi.

Ba’zıları, imâmAlîradıyallahü anh” ile harb edenlere kâfir diyor. Hâlbuki, Sahâbe-i kirâmdan “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” bir kısmı, ictihâdlarında çok def’a Peygamber efendimize “sallallahü aleyhi ve sellem” de uymadılar. Bu ayrılmaları, kabahat sayılmadı. Cebrâîl “aleyhisselâm” geldiği zemân, bunlara birşey denilmedi. O hâlde, imâm-ı Alînin “radıyallahü anh” ictihâdına uymıyanlara dil uzatılabilir mi? Bunlara kâfir denebilir mi? Hem de, uymıyanlar çok idi ve çoğu, Sahâbe-i kirâmın “radıyallahü anhüm” büyükleri ve Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sevgilileri ve hattâ Cennet ile müjdelenmişleri idi. Onlara dil uzatılabilir mi? Kâfir denebilir mi? Dîn-i islâmın yarısına yakın emrlerini bizlere ulaşdıran onlardır. Onlara kusûrlu denirse, dînin yarısı sarsılır. O büyüklerden hiçbirine, bu dînin büyüklerinden hiçbiri saygısızlıkda bulunmamışdır. Dört mezhebin reîsleri ve Sôfiyye-i aliyyenin büyükleri, onları büyük ve yüksek bilmişdir.

Kur’ân-ı kerîmden sonra dîn-i islâmın en doğru kitâbı (Buhâriyyi şerîf)dir. Şî’îler de buna inanıyor.

Sesli Okuma
DEVAMBİTİR
(1/5) Okuma ayarları →

(2/5) Kitap ve sayfa numarası seçimi

(3/5) Bölümler arasında dinamik geçiş

(4/5) Önceki veya sonraki bölüm ve sayfalar
(5/5) Sesli okuma ve yazı takibi
15 saniye geri alabilme.